Kategoriler
Haber

Dikkat çeken yorum: Türkiye kolunu kırar, Rusya sadece izler

Hulusi Akar, İdlib’deki saldırıda yaralanan askerleri ziyaret etti

GALERİNİN DEVAMI



<p>Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ile sınır hattındaki birliklerdeki incelemelerinin ardından Hatay Devlet Hastanesi’ne geçerek İdlib’deki saldırıda yaralanan askerleri ziyaret etti.</p>
<p>
”/> <img src= 

<p>Akar, hastane çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulundu.</p>
<p>
”/> <img src=

Haber7 – İbrahim Can

İdlib’de Esed rejiminin askerlerimize yönelik gerçekleştirdiği ve 8 şehit verdiğimiz saldırının ardından, TSK’nın başlattığı operasyonda 50’den fazla rejim hedefi etkisiz hale getirildi, yaklaşık 40 rejim askeri öldürüldü. 

 

Rusya, “Esed rejimiyle başa çıkamadığını” iddia ederken, Ankara’dan art arda yapılan açıklamalarda diplomatik çözümün önemine vurgu yapıldı ve Astana ile Soçi mutabakatının yeniden hayata geçmesi gerektiği hatırlatıldı. 

Peki, Türkiye’nin yaptığı açıklamalara Rusya’dan nasıl karşılık gelecek? Önümüzdeki süreçte ikili ilişkiler nasıl olacak? İki ülkenin arasında anlaşmazlık yaşanması durumunda, bölge bu gelişmelerden nasıl etkilenecek? Haber7’ye konuşan uzmanlar, merak edilen soruları cevapladı.

 

“RUSYA TANSİYONU DÜŞÜRMEYİ SEÇTİ”

Emekli İstihbarat Albay – Güvenlik ve Terör Uzmanı Coşkun Başbuğ, son gelişmelerin Türkiye ile Rusya’nın ilişkisini bozmayacağını kaydetti. Rusya’nın önünde iki seçenek olduğunu vurgulayan Başbuğ, “Ya Türkiye’nin karşısında askeri dik duruş gösterecek. Kendi cephelerinden. Ya da tansiyonu düşürmek adına yapılan ve yaşananları yalanlayacak ve size zeytin dalı uzatacak. Rusya ikincisini seçti” ifadelerini kullandı. 

Rusya’dan, “Biz Türkiye ile bu sorunları masa başında çözebiliriz” açıklaması geldiğini hatırlatan Başbuğ, “Çünkü Rusya’nın başka şansı yok. Türkiye, orada kan dursun diye bu talebe olumlu cevap verdi” diye konuştu. 

“TÜRKİYE’NİN ŞAKASI YOK”

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Temenni ediyorum Rusya Astana ve Soçi mutabakatı kapsamında üzerine düşen görevleri yerine getirir” demişti. Bu açıklamanın Rusya’ya davet olduğunun altını çizen Başbuğ şunları söyledi:

“Ben o yüzden saatler içinde Cumhurbaşkanı ile Putin arasında telefon diplomasisi başlayacağını ve sahada Türkiye’nin arzu ettiği şekilde birtakım adımların atılacağını düşünüyorum.

Aksi takdirde Türkiye’nin şakası yok. Dün rejimin 56 noktasını etkisiz hale getirirken bunu saatler içinde başardık. Bu karşı tarafa şaka yapmıyorum demekti. Rusya’nın bu kararlılığı gördükten sonra başka çaresi yok. Askeri tedbirler alındığı takdirde kaybeden Rusya olur. Rusya’nın bölgede kaybetmesini bekleyen geride Siyonist ve Amerikan kanadı var. Onlar zaten başından beri bu yakınlaşmadan rahatsız.

Rusya’nın bu saldırıdan geri adım atacağını düşünüyorum. Aksi takdirde sonuç farklı noktalara gelir.”

“RUSYA’YA STATÜ SUNDUK”

Esed rejiminin saldırısından sonra Rusya’nın “Bizimle ilgisi yok” dediğini hatırlatan Başbuğ, “Madem rejim yaptı, çekil kenara, biz rejime hesabını soralım diyerek yola çıktık” dedi. Başbuğ daha sonra şu değerlendirmelerde bulundu: 

“Her iki halükarda kaybeden Rusya olur. Diplomasiyi tercih ederse de kazanan Rusya olur. Biz dolayısıyla ona diplomasi statü sunduk Libya ve Astana gibi süreçlerde.

Putin’in Sayın Erdoğan’la birebir özel diyalogları var. Bu görüşmelerden başlayarak adım adım çözüm olacağını düşünüyorum.

Rejim üzerinde Rusya’nın hakimiyeti inanılmaz durumda. Rusya’nın onayı olmadan Esed denen katil odadan odaya geçemez.”

“SATRANÇTA SON ADIMI TÜRKİYE ATTI”

Başbuğ ayrıca, Suriye’de iki ülke arasında “satranç oyunu oynandığını” belirtti. Başbuğ’un kullandığı ifadeler şöyle:

Bu bir satranç oyunu. Adım adım ilerliyor. Biz sana bir hamle yaptık. Askeri operasyonu durdurmayı denedim. Bunun olmayacağını gördüm. Şimdi duruyorum. Eğer bu saldırıları kesmezsen rejim üzerinde baskı oluşturup, ben hemen bir sonraki hamleye geçeceğim. Ama benim istediğim şartları sağlar, rejimin saldırılarını durdurursan biz masa başında kimin karın ağrısı varsa bunları görüşmeye hazırız.

“TÜRKİYE VE RUSYA PABUÇ BIRAKMAZ”

ASİAPOL Kurucusu ve Rusya Devlet Başkanlığı Akedemisi Resmi Temsilcisi Talat Enver Çetin ise, “İdlib’in Türkiye-Rusya ilişkilerinde en kıymetli, öte yandan ABD’nin bozmak için en çok çaba harcadığı birliktelik” olduğunu kaydetti. 

Astana sürecinde Rusya’nın tüm tasarrufu Türkiye’ye bıraktığını vurgulayan Çetin, ardından iki ülke arasındaki yakınlaşmanın arttığını belirtti. ABD’nin bu birliktelikten duyduğu rahatsızlığa dikkati çeken Çetin, ABD eski Güvenlik Danışmanı John Bolton’ın Rusya’ya yaptığı ziyarette Türkiye aleyhine çalışmalar yürüttüğünü anlattı. 

Rusya ile Türkiye’yi karşı karşıya getirmek için hem Türk medyasında hem de Rus medyasında ABD destekli karalama kampanyalarının yürütüldüğünü söyleyen Çetin, “Türkiye ve Rusya bu işe pabuç bırakmaz” ifadelerini kullandı. 

“DOĞU’NUN KADERİ ONLARIN ELİNDE”

Rusya için Türkiye’nin vazgeçilmez olduğunu kaydeden Çetin, şu değerlendirmeleri yaptı: 

“Türkiye vazgeçilmezdir. En yakın zamanda Putin’le Erdoğan görüşecektir. Ve bu görüşmelerde mutlaka sağduyulu bir netice çıkacaktır. Doğu’nun kaderi Erdoğan ve Putin’in elindedir. Erdoğan’la Putin’in arası bozulduğu an Doğu’nun sigortası gitmiştir. Batı saldırılarının ardı arkası gelecektir.”

TÜRKİYE HESABINI SORAR, RUSYA SADECE BAKAR

Çetin, Esed rejiminin Türk askerini hedef alan saldırısıyla ilgili ise şunları söyledi: 

Esed canisi eskiden Türklerle karşı karşıya gelmek istemezdi fakat bu cüreti bulup Türklere el uzatmaya yeltenmiştir. Türkiye hesabını sorar. Esed’in kolunu kırar. Rusya burada sadece bakar. Rusya, Esed uğruna veya İdlib uğruna büyük Türkiye ittifakından vazgeçemez. Rusya bu durumu ölçecek kadar zekidir. Rusya ile ilişkiler kontrollü şekilde devam etme kaydıyla, bu olumsuzluğu başaran Siyonist faaliyettir.

RUSYA’NIN AMACI AKDENİZ’E İNMEK

Rusya’nın Suriye’de Esed rejimini himaye ettiğini hatırlatan Türkiye Gazetesi Yazarı İsmail Kapan, “Ama karşı tarafla da anlaşabilirmiş gibi bir pozisyon takındı hep” dedi. Moskova’nın temel hedefinin Akdeniz’e inmek olduğunu belirten Kapan, “Bunu da rejim üzerinden yerine getirdi maalesef” diye konuştu. Kapan, Rusya’nın Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika ve son olarak Libya’yı da genişleme politikasına dahil ettiğini söyledi. 

Bu genişleme politikasını, “Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra kaybedilen yerleri yeniden elde etmek” olarak özetleyen Kapan, Ankara ile Moskova’nın zaman zaman menfaat çakışması yaşadığını belirtti. 

 

“DENGEDE TUTUYORLAR”

İki ülkenin ekonomik anlamda geniş bir ortaklığı olduğunu da hatırlatan Kapan, ekonomik-ticari ilişkiler, doğal gaz ithalatı ve S-400 anlaşmasının altını çizdi ve “Denge politikasını izliyorlar” diye konuştu. 

“GELİNEN NOKTA KRİTİK”

Son durumu “kritik” olarak değerlendiren Kapan, şu ifadeleri kullandı: 

İlişkiler zaman zaman esniyor, zaman zaman geriliyor. Şu anda gelinen nokta kritik nokta. Suriye’de Türkiye’nin sabır limitleri tükendi. Tahammül gücü kalmadı. Dolayısıyla gelinen nokta kritik. Buradan nasıl bir çözüm çıkar, bunu hemen söylemek kolay değil. Ama Rusya’nın ilişkileri dengede tutmak için gayret göstereceğini tahmin ediyorum. Belli bir noktaya kadar gelse de koparacağını düşünmüyorum.

KAYNAK: HABER7 | ÖZEL
Yedi Gündem

Abone Ol

Kategoriler
Haber

‘Türkiye, Kıbrıs’ın demografik yapısını değiştiriyor’ suçlaması AP’de

Kıbrıslı Avrupa Parlamentosu Milletvekili Niyazi Kızılyürek, Avrupa Komisyonu’na verdiği soru önergesinde Türkiye’den Kıbrıs’a gelen Türkiyeli yerleşimcilerin vatandaş yapılmalarının son yıllarda arttığına dikkat çekti.

Kızılyürek, Türkiye’nin Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesine ve ayrıca toplumun demografik yapısına müdahalede bulunduğunu ifade etti.

Kızılyürek, Türkiye’nin adaya yerleşen Türklerin vatandaş yapılmaları için makamlara baskı yaptığını da söyledi.

Söz konusu önergede Kızılyürek, kültürel alanda da Türkiye hükümetinin Kıbrıslı Türk toplumuna kamusal alanda dini öğeleri dayatmaya çalıştığına da dikkat çekti.

Kızılyürek, Türkiye’nin bu uygulamalarına etkin bir şekilde karşı koyulabilmesi için komisyonun nasıl katkıda bulunabileceğini sordu.