Kategoriler
Haber

Yeni ofis sendromu Mesaj mesaisi

Sadece birkaç yıl önce küçücük, içinde rakamlar olan kırmızı bir yuvarlağın hayatınızda, duygu dünyanızda çok büyük yeri olacağını söylesek inanır mıydınız? Öyle bir kırmızı yuvarlak ki gözünüzü ondan alamayacak, her an dönüp bakmak isteyeceksiniz. Her gördüğünüzde heyecanlanacak, içinizi bir merak duygusu kaplayacak ve sabırsızlanacaksınız. Yokluğunda boşluğa düşecek ama sayıları büyüdükçe endişeye kapılacaksınız. Görünmez olduğunda önce hafifleyecek, kısa süre sonra yeniden belirmesini isteyeceksiniz.
Beyne dopamin salgılatıyor
‘Nasıl bir çılgınlık bu’ diye düşünmeyin… Hangi kırmızı yuvarlaktan bahsettiğimi çok iyi biliyorsunuz. Mesajlaştığınız tüm uygulamaların köşesinde beliriyor. 10 piksel boyutlarındaki bu hınzır yuvarlak, duygu dünyanızı domine etmekle kalmıyor, eylemlerinizi ve yaşamınızın akışını da belirliyor. Minik ama karadelik kadar yoğun, serseri ve tutkulu bir yuvarlak o…
WhatsApp, Messenger ve Instagram mesajlarının arasında yaşamaya başladığımı fark edeli epey oluyor. İnternetin yeni çıktığı zamanlarda bilgisayar bölümü öğrencileri olarak kendi PC laboratuvarımızın keyfini sürer ve chat’e girmek için (mIRC) randevulaşırdık. Sinemaya gitmek gibi bir şeydi. Lol.
Chat yapmanın, anlık mesajlaşmanın günün birinde dünyayı ele geçireceğini hiçbirimiz bilmiyorduk. ICQ, Aol, Yahoo!, MSN derken sinsice ilerlediler ve nihayet cebimize kadar girdiler. Sonunda alarm çanlarını çaldıran, iş verimliliğini düşürecek düzeye erişmeleri oldu. Wired dergisinde yer alan bir makale konuyu popüler Slack uygulaması üzerinden inceliyor. Ülkemizde de yeni nesil şirketler tarafından kullanılan Slack, sonsuz e-posta zincirlerine alternatif olma fikriyle ortaya çıktı. İş odaklı anlık mesaj platformu Slack’te chat kanalları bulunuyor; Google Drive, Dropbox gibi uygulamalar kolayca entegre ediliyor. Tüm dokümanları chat ortamında paylaşabiliyorsunuz. Böylelikle iki cümle için e-posta atmanıza ve başkalarının yazışmaları arasında kaybolmanıza gerek kalmıyor.
Teoride harika. Ancak madalyonun öteki yüzünde bambaşka bir gerçek ortaya çıkıyor. Wired’da, “Slack işi nasıl bozdu” başlığıyla yayımlanan makaleye göre anlık mesajların her birine yanıt vermeye çalıştığınızda işinizi yapamaz hale geliyorsunuz. Berkeley Üniversitesi İşletme Bölümü’nden Lucas Miller, “E-postaları okumanın zaman alacağını ve yanıtlamak için tüm gün vaktimiz olduğunu biliriz. Slack ise anlık. Her yanıt verdiğimizde veya takımdan birinin yardımımıza ihtiyacı olduğunu gördüğümüzde beynimizde salgılanan dopaminle ödüllendiriliriz. Kendimizi değerli hissederiz ama her bakmadığımız mesajda ‘acaba bir şey kaçırıyor muyum’ korkusu yaşarız. Üstelik çok azı gerçekten anında yanıt gerektirir” sözleriyle konuyu özetliyor.
Kaliforniya ve Humboldt üniversitelerinin araştırmaları da Miller’ın savını destekliyor. Çalışma ortamında dikkat dağıtan herhangi bir unsurun 23 dakikaya kadar vakit kaybına neden olduğu belirlenmiş.
Sürekli gözetlenme baskısı yaratıyor
Bu noktada tek başına Slack’i günah keçisi yapmamak gerek. WhatsApp ve Messenger gruplarını iş için kullanıyorsanız yine mustarip olabilirsiniz. Sohbet kanallarında patronların ve yöneticilerin yer almasıysa başka bir dert. Çalışanların sürekli gözetlenme baskısı hissetmelerine ve mikro yönetimle mobbing’e zemin hazırlayabileceği söyleniyor.
Durumun farkında olan Slack, dikkat dağınıklığını önlemek için erteleme fonksiyonlarıyla mesajı gördüğünü ve meşgul olduğunu belirten emojiler eklemiş. Şimdilerde dikkat dağınıklığını azaltmak için anlık mesajlaşmayı sınırlayan şirket yönetimleri, yüzyüze görüşmeleri ve telefon kullanımını teşvik ediyor.
Teknoloji, güç ve para gibidir. Nefsinize hâkim olursanız onu kullanırsınız, yenik düşerseniz
o sizi kullanır. Uygulamaların zorunluluk değil, kolaylık yaratmak için var olduğunu unutmayın. İş ortamında bile kimseye anında yanıt vermek zorunda değilsiniz. Doğada hiçbir şey aniden gelişmez, siz de akışta kalın ve gerçek tatmini başladığınız işi bitirirken yaşayın.
Akıllı telefon kullanımınızı tümden kontrol altına alıp üretkenliğinizi arttırmak için; Stay Focused, Moment, Flipd, Space gibi uygulamaları deneyebilirsiniz.
Şahsi çözümlerim
WhatsApp’ta ‘e-posta’ taktiği
Günlük hayatta mesajlara yetişemiyorsanız, ‘e-posta taktiği’ uygulayın.
1. Yanıt saatleri: Günde iki-üç zaman dilimi belirleyin. Ben 11.00-12.00 ve 19.00-20.00 saat dilimlerini tercih ediyorum. Bu saatler dışında yanıtlamayın. İnsanlar zamanla alışıyor.
2. Durum bildirimi: “Sadece şu saatler arası yanıtlıyorum” şeklinde durum bildirimi ayarlayın. İsterseniz sosyal
medyadan duyurun.
3. Ayrıcalıklılar: Yedi ayrıcalıklı kişiyi
her zaman yanıtlayabilirsiniz. Sayıyı gereksiz artırmayın.
4. Mavi tıklara takılmayın: Yine de önemsiyorsanız; WhatsApp masaüstünde okunmamış bir mesajın üstüne fareyi getirdiğinizde açmadan son mesajın tamamını görebilirsiniz.
YENİ… YENİ…
S-Pod: Tembel ve mutlu

Yeni ofis sendromu Mesaj mesaisi



Segway’in yeni tek kişilik ulaşım aracı Segway S-Pod; kampüs, havaalanı gibi trafiğe kapalı geniş alanlarda konforu tercih edenler için. İki tekerde rahat bir manevra kabiliyeti sergileyen ürün, navigasyon paneli
üzerinden yönleniyor ve 38km/s sürate ulaşıyor. S-Pod’un tuhaf biçimde ilginç tarafıysa ‘Wall-E’ filmindeki tüketim çılgını insan ırkının kullandığı tek kişilik araçları andırması.