Kategoriler
Haber

Çok çıtkırıldım değilseniz rüya bile görebilirsiniz ŞEKERLEME KABİNİNDE 1 SAAT

Diyelim ki havalimanında uykusuzluktan ölüyorsunuz ve bir saat olsun uyumanız lazım. Önünüzde üç yol var. Yakında dört olacak.
Birincisi; isteyen herkesin girip uyuyabildiği nap zone’lar. Bunlar, böyle şezlongu andıran, üstüne uzanmalık koltuklar. Hepsi havalimanı manzaralı. Koyun yerine inip kalkan uçakları sayıyorsunuz. Limanın altı farklı noktasına 340 tane dağıtılmış.
İkinci yöntem; havalimanı oteli. Hem içerideki pasaport gerektiren bölümden hem dışarıdan girişi var. En pahalı yöntem bu: 4 saati 98, 24 saati 141 Euro.
Üçüncüsünü; sıcak haber kontenjanından burada patlatalım: Havalimanına yakında Japonya’daki gibi ‘kapsül otel’ geliyor. Bunlar biraz daha ‘odamsı’ kabinler olacak.
Dördüncü ve son yöntemse geçen hafta hizmete giren ‘sleepod’ sistemi. Türkçeye ‘çekyat’ der gibi, ‘çekuyu’ olarak çevrilebilir. Çünkü içine yerleştikten sonra üstünüzdeki perdeyi istediğiniz kadar çekip uyuyorsunuz. 65 metrekare alana bunlardan 25 tane konmuş. Uzay filmlerindeki büyük uzaylı larvalarına benziyor. Yerli üretim değil, Finlandiya malı.
Rezervasyon almıyorlar. Alana girerken görevliye ödemenizi yapıyorsunuz. Sabah yediden akşam yediye kadar saati 6 Euro. Gece daha pahalı: 9 Euro. 15 dakikaya kadar ceza yok. Ama 1 saati 16 dakika geçirirseniz çıkışta ikinci saatin parasını da ödüyorsunuz.
Yine de havalimanı oteliyle kıyaslandığında kısa süreli konaklama için avantajlı. Bununla birlikte geçen hafta bütün gece dokuz saat geçirecek bir yolcu, hesabını kitabını yaptıktan sonra otele gitmeye karar vermiş.

Çok çıtkırıldım değilseniz rüya bile görebilirsiniz ŞEKERLEME KABİNİNDE 1 SAAT

1.85’ten uzun olanlar rahat edemeyebilir
İçi suni deri kaplı. Boyu 1.85’ten uzunlar rahat edemeyebilir. Her konuktan sonra dezenfekte ediliyor ve yeni konuk gelince tek kullanımlık bir çarşaf seriliyor. Ekstra minder ve battaniye isterseniz 2 Euro da ona vereceksiniz.
Ayrıca bir ışık yok. Üstünüze kapattığınız perdenin delikleri var. Bir de telefon şarj etmek için priz koymuşlar.
Üstüne uzandığınız platform da açılabiliyor; çantanızı, ayakkabılarınızı ‘çekuyu’nun atına koyabiliyorsunuz. Dedim ya, çekyat gibi. Ama hayır, evde yaptığımız gibi uzanıp TV’ye baka baka bir şey atıştırmak mümkün değil. Alana dışarıdan sipariş veremediğiniz gibi, yemek de sokamıyorsunuz.
Alan, limanın nispeten sakince bir köşesinde. Pasaport kontrolün arkasında, D kapısına yakın. Dolayısıyla pek gürültü yok. Yan komşunun horlaması gibi ihtimallere karşı, müşterileri mümkün mertebe birbirinden uzak köşelere dağıtıyorlar. Yani çok çıtkırıldım değilseniz rüya bile görebilirsiniz.
Ama alarmı kurmak kaydıyla: Uyandırma hizmeti vermiyorlar. Sordum; ekstra para ödeyen olmuş ama uçağını kaçıran hiç olmamış. Ortalama iki-üç saat kiralanıyormuş bu ‘çekuyu’lar. İki haftada 420 kişi faydalanmış. Yüzde 90’ı yabancı ve İstanbul’dan aktarma uçuşu olanlar.

Çok çıtkırıldım değilseniz rüya bile görebilirsiniz ŞEKERLEME KABİNİNDE 1 SAAT

Bana uygun değil
Havalimanını sık kullanan biri olarak kendimi düşünüyorum; bana çok gelmez mesela. Çünkü zaten İstanbul’da oturuyorum. Gelen yolcu olsam havalimanında ne oyalanacağım, giderim evime. Giden yolcu olsam, ancak çok büyük bir rötar yiyeceğim de ihtiyacım olacak… Bu, ancak İstanbul üzerinden aktarma yapanların işine yaracak bir şey. Berlin’den gelmiş, Van’a ya da Bakü’ye devam edecek, arada dört saat boşluk var…

Çok çıtkırıldım değilseniz rüya bile görebilirsiniz ŞEKERLEME KABİNİNDE 1 SAAT

Üstüne uzandığınız platform açılabiliyor; çantanızı, ayakkabılarınızı altına koyabiliyorsunuz. Ama geniş bir alan değil. Alanda, kaybolan eşya sorumluluğu almıyorlar. Biri alıp götürürse diye korkarsanız, daha büyük valizlerinizi emanet odasına verebilirsiniz. Üç saati 5 Euro.